29 Temmuz 2017 Cumartesi

Ölmek Kolaydır Sevmekten - Ahmet Altan


Sevgili Ahmet Altan dan harika bir roman.
Bir dönem romanı. 1910-13 yılları, Osmanlı imparatorluğu nun başkenti İstanbul.
Osmanlı balkan savaşları, Osmanlı Devlet yönetiminde iktidar kavgaları, istibdad (diktatörlük-baskı) - hürriyet tartışmaları, cinayetler, suikastlar, ordu içinde cuntalar, cepheleşmeler, basına sansür, haberleri saptırarak halka verme, muhalifleri ezme, laik-batıcı – İslamcı-padişah yanlıları nın iktidar kavgaları, ordu desteğiyle darbe yaparak yönetimi ele geçirme, erkek kadın ilişkileri, aşk, v.s.
Ordu içinde gruplaşmalar.
Halaskar Zabitan olarak adlandırılan grup : padişah yanlısı, dindar, islamcı askerler
İttihatçı subaylar olarak adlandırılan grup: nispeten laik, Batı değerlerine daha yakın, modern, hürriyet yanlısı, istibdada karşı
Osmanlı- Balkan (Bulgar) savaşları, askerlerin morallerinin bozukluğu, açlık, sefalet, peşpeşe yenilgiler, Bulgarların İstanbul a dayanmaları, Osmanlı devletinin mütareke görüşmelerine başlaması.
İttihatçılar, aralarında gizli görüşmeler yaparak imparatorluğun zelil duruma düşürüldüğünü, memleketi bu durumdan kurtarmaları gerektiğini söylüyorlar. Darbe yaparak yönetimi devralmaları gerektiği kararını veriyorlar.
Ünlü Bab-ı Ali baskınını gerçekleştirerek yönetimi değiştiriyorlar.
Bab-ı Ali baskını gerçekten bu romanda anlatıldığı gibi mi olmuş? Şaşırdım.  
O zamanlar 32-33 yaşlarında, binbaşı rütbesinde bir subay olan Enver bey ve 6-7 arkadaşı, ordu içinden de destek alarak,  yanlarında 20 - 30 tane de silahlı adamla kabineyi basarak darbe yapıyorlar.  
Aradan 100 yıl geçmiş. Bir asır geçmiş. Memlekette sanki pek bir şey değişmemiş. Ne kadar ilginç geldi. Tuhaf oluyor insan.

Hikmet bey, genç karısı Dilevser
Nizam ve Rukiye üvey kardeş
Nizamın babası, Hikmet bey
Nizam ve Rukiye nin Annesi- Mehpare hanım, çok güzel kadın
Rukiye nin babası, Şeyh efendi
Dilara hanım
Ragıp bey
Mösyö Lausanne – Fransız gazeteci
Kamil bey- Osman paşanın oğlu, kumarbaz
Anya- Rus kadın, kumarhanede piyanist
Tevfik bey – Rukiyenin kocası, Sadaret te (başbakanlık) ta memur
Mihrişah sultan – hikmet bey in annesi, eski padişahın doktorunun sabık zevcesi

İlginçlikler ;
Haberlere sansür, halka yanlış, saptırılmış haberler verme işi, ta o zamanlardan başlamış demek ki.
Elektrik daha yani yeni gelmeye başlıyor İstanbul a. Paris e 20 yıl önce gelmiş olduğunu söylüyor karakterlerden biri.
Savaşta yaralanan binbaşı Ragıp bey cephede yaralanıyor. İstanbulda hastaneye yatırılıyor.
Hastanede hemşiresi Efronya.
Efronya ermeni, kocası Osmanlı devletinin bir subayı. Hiç tuhaf karşılanmıyor. Günlük yaşamın içinde çok olağan bir şey olduğu belli.
Hariciye nazırı (Dışişleri bakanı) – Noradinkyan efendi olarak geçiyor. İsminden anlaşıldığı kadarıyla muhtemelen ermeni olsa gerektir.

Müstebit (diktatör), gerici olarak değerlendirilen sultan Abdulhamit döneminde ve daha önceki dönemlerde Ermeniler yüzyıllarca sıradan diğer yurttaşlar gibi yaşamışlar. Kendilerini laik, batı değerlerine yakın, hürriyet yanlısı olarak nitelendiren İttihatçıların iktidar olduğu dönemlerde ise hayatları cehenneme çevrilerek bu topraklardan sürüldüler, yok edildiler. İttihatçıların zihniyet dünyasının önemli kısmını devralan cumhuriyet yöneticileri de ne yazık ki benzer politikalara devam ettiler.
Hükümet politikalarını eleştiren aydın, gazeteci yazarları, muhalif siyasetçileri hapislerde, zindanlarda süründürme geleneği de yine o günlerden bu yana aynen devam ediyor. Toplumun vicdanı, aydınlatıcıları olan bu insanlar el üstünde tutulması gerekirken zindanlarda süründürülüyorlar ne yazık ki.

İşte 100 yıl sonra günümüzde yine hapislerde süründürülen sevgili Ahmet Altan, Ahmet Şık, Kadri Gürsel ve diğer Cumhuriyet gazetesi yazarları, Selahattin Demirtaş, Enis Berberoğlu, Nazlı Ilıcak ve diğer tüm gazeteci, yazar ve politikacıların en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşmalarını diliyorum.  
                             

                             



                               

                               



6 yorum:

  1. Adalet,bazen o dönem için geçerli oluyor toplumlarda.Zaman geçince tarihe bakılınca yapılanların ne kadar adaletsiz olabildiği görülüyor.Geç gelen adalet,adalet değildir.Apolitik biriyim ama ülkemizde adaletin düzgün işletildiğinden emin değilim :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adalet in çok düzgün işlemesi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı çok değerli kavramlar. Devlet in temeli olması gereken değerler.
      Bir türlü ilerleyemiyoruz bu alanlarda ne yazık ki.

      Sil
  2. Selahattin demirtas mi..

    Vah ne ellere düştük dusmana gerek kalmamis..

    YanıtlaSil
  3. Diyorsunuz ki karga gel benim gözümü oy..

    Terörist birini hapse atmanin neresi adaletsizlik miş sorarim size..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Silahlı şiddet, terör e destek vermemesi şartıyla herkesin özgürce kendilerini ifade etmesinden yanayım. Kimin terörist olarak adlandırılacagi bağımsız yargının işidir. Ben kendimde o hakkı görmuyorum. Insanlar bu hakkı kendilerinde görürlerse o toplum da huzursuzluk, kaos, kargaşa, iç çatışmalar eksik olmaz.

      Sil
  4. I would like to read this book!
    Have a lovely weekend!
    Kisses, Paola.
    Expressyourself

    YanıtlaSil

Sadece saygı sınırını aşmayan yorumlara açıktır.
Saygı sınırına dikkat etmeyen yorumlara kapalıdır.
Güzel yorumlarınız için Teşekkürler. .